Burcu'nun Mutfak Penceresi :O)
24 Haziran 2026
KAOS GÜNÜ - Haziranın Yirmi Dördü 2026
17 Haziran 2026
COLOMBA PASQUALE - Haziranın On Yedisi - 2026
Ah o kokuyu size paket yapıp gönderebilseydim keşke. Bu kadar mı güzel, bu kadar mı baştan çıkarıcı, bu kadar mı mis gibi olur! Colomba Pasquale dört günlük maratonun ardından az önce pişti. Klasik ekşi mayalı tarifi yaptım. Felicita'dan bahsetmiştim size zaten. Dört gündür önce mayayı, sonra hamuru adım adım takip ettim, her şeyi ölçtüm ki mutfağımın genelde 26 derece civarında olduğunu biliyorum artık mesela :O). Dün 1. aşama için 40 dakika hamur yoğurdum. Bu sabah dakikalarca güvercin şekilli kalıp yapayım diye uğraştım (ama olmadı :O)). Çok emek ve zaman harcadım ama kesinlikle değdi. Bu koku yine tüm evi sarsın diye yine olsa yine yaparım!
Görüşmek üzere...
15 Haziran 2026
ÇİÇEK KURABİYELER - Haziranın On Beşi - 2026
Bunun dışında bütün gün, gözüm bir yandan da Felicita'nın üzerindeydi. Besledim ve adım adım kabarmasını takip ettim. Belli noktalarda notlar aldım. Her gün daha da gelişiyor ama henüz tam olarak hazır değil gibi, o yüzden acele etmiyorum.
14 Haziran 2026
PORTAKAL KABUĞU ŞEKERLEMESİ - Haziranın On Dördü - 2026
11 Haziran 2026
HAZİRANIN ON BİRİ - 2026
Geçen gün oğlumla kocam hep evde olduğumu söyledi. Evdeyim ama yapacak şeyim çok ve zaman bana yetmiyor aslında. Ayda bir gezilerime devam ediyorum. İşim oldukça dışarı çıkıyorum. Fırsat buldukça arkadaşlarımla görüşüyorum, görüşemesek de mesajlaşıyoruz, konuşup haberleşiyoruz. Bunlar da bana yetiyor ama onlara yetmemiş demek ki :O). Annem dernek üyeleriyle göl kenarında balık yemeye gideceklerini söyleyip beni de davet edince, gideyim bakalım, ne varmış bu dışarıda, biraz başka insanlarla da sosyalleşeyim dedim. Yakın bir yer, öğlen gidip akşam dönecekler, yormaz - bıktırmaz, daha önce gittiğim sevdiğim bir mekan ve annemin arkadaşları da tanıdığım kişiler diye düşündüm. Dün gittik, iyi mi oldu kötü mü oldu bilemedim. Şöyle ki, balıklar güzeldi ama daha önceki gidişlerimle kıyaslarsam bir tık kötüydü. Nefisten, iyiye düşmüş gibi düşünün. Göl kenarı, doğa, kuşlar, ağaçların hışırtısı, rüzgar estikçe sazların sesi muhteşemdi. Ben de öğlen gidip yemek yiyip biraz oturulup dönülür diye düşünmüştüm ya, bizimkiler bir süre sonra müzik açıp oynamaya başladılar ve akşama kadar orada oturduk. Oynadılar, arada söylediler, sonra yine oynadılar. Eğer ben de oynayan takımdan olsaydım büyük ihtimalle az bile kaldık derdim ama son üç saatimiz bana hiç geçmedi :O).. Ve dönüşte akşam trafiğine kaldık. Eve geldiğimde sanki günlerdir geziyormuşçasına yorgundum. Yolda bir de baş ağrısı başladı hafiften. Gelince ilaç içtim yattım, sabaha kadar uyumuşum. Yani 3 - 4 saatlik gezi gözüyle baktığım olay benim 24 saatimi aldı. Birlikte gittiğim insanların yaş ortalaması 60 yaş üzeriydi ve sürekli böyle geziyorlar. Buna nasıl dayanıyorlar aklım almıyor :O) Bu arada yol arkadaşım vardı bir tane, önceden uzaktan tanıyordum. Dün daha çok görüşebildik ve hafif eksantrik olduğunu anladım. Öyle olması kötü değil, bayılırım ilginç kişilere ama onda fazlasıyla kendimi gördüm. 68 yaşındaymış, kesinlikle de göstermiyor, çok da tatlı ama bildiğin benim 22 sene sonraki halim gibiydi. Hatta ben ondan daha beter de olabilirim o yaşımda. Onunla bir gün geçirmek geleceğe yolculuk gibi bir şey oldu :O) Laf aramızda bazen de merak ediyordum benim arkadaşım olmak nasıl bir şey, ailem bazen beni neden hiç anlamıyor ve neden bazen bana çooook normal gelen şeyler onlara değişik gelebiliyor diye. Bütün bir gün ikinci bir Burcu'yla gezince tüm sorularımın cevaplarını almış oldum!
Yine görüşmek üzere.
8 Haziran 2026
Haziranın Sekizi - 2026
Bir ay olmuş görüşmeyeli. Bir ayda hem çok şey yaptım hem de hiçbir şey yapmadım, bıraktığınız gibiyim:)
Çok çok kitap okudum. Eskilerden, yenilerden. Alıp bir kenara koyup okumadıklarımı seçiyorum genelde bugünlerde ama tekrar okumak istediklerim de arada gözüme çarpınca onları da es geçmiyorum.
Absürt postapokaliptik bir hikaye yazmaya başladım. Bitirdiğimde belki sizlerle de paylaşabilirim. Yazarken çok eğlenip keyif alıyorum ama ilk defa böyle bir şey yaptığımdan sonucun ne olacağını hiç bilemiyorum.
Bunun dışında profesyonel mutfak öğrenme çalışmalarım kapsamında bir Lotuslu Çizkek yaptım. Bol bol da fudge brownie. Fotoğraflarını görüyorsunuz.
8 Mayıs 2026
MAYISIN SEKİZİ - 2026 / CUMA
Buralara pek uğramadım son zamanlarda çünkü pasta ve kek yapmakla meşguldüm :O). Size hiç kimsenin asla söylemeyeceği üç mutfak sırrı vereceğim. İyi dinleyin:
1. Evde profesyonel pasta olayı çok zevkli, çok güzel, leziz sonuçlar ortaya çıkarmak falan çok havalı ama her maceramda en az üç makine bulaşık çıkıyor. Bütün o pişirme yorgunluğunun üzerine bir de yıka, yerleştir derken kalan tüm pilimi bitiriyor. Bir süre bir şey yapasım gelmiyor. Geçen yazılarımdan birinde aşçılık - şeflik çok zor demiştim, tamam hala aynı fikirdeyim doğru çok zor ama onlar çıkardıkları tüm bulaşıkları bulaşıkçıya teslim ediyorlar, o yüzden benden 10 - 0 öndeler :).
2- Bir gün bir şekilde keklerinizde falan toz vanilin yerine vanilya özütü kullanırsanız, sakın ola ki "vanilya tatlıdır, tatlılarda kullanılır zaten, tadı da güzeldir" diyerek o özütü yalamayın. Kolonya yalamakla eş değer oluyor. Benden söylemesi.
3- Böyle filmlerde, videolarda pastacı şefler dönen stantta pastayı vın diye döndürüp 3 saniyede pürüzsüz bir kaplama yapıyorlar ya, o iş öyle değil :). Onlarınki el alışkanlığı, profesyonellik, ustalık. İlk yapışta o sonucu elde etmek de çok zor :). Yarım saatten fazla uğraştım yine de öyle pürüzsüz yapamadım (Zamanla yapabileceğime ve o el alışkanlığını kazanabileceğime dair umutlarım devam ediyor).
Ardından ikinci denemem de Devil's Food Cake oldu. Şeytanın yiyeceği kek olarak çevirebiliriz ama nemli yoğun çikolatalı pasta / kek demek daha doğru olur. Türkiye'de de orijinal ismiyle geçen bir tarif büyük ihtimalle zaten. Doğrusunu bilen varsa yazsın, ben evde pasta yapan bir ev kadınıyım sadece, profesyonel mutfak kısmına hakim değilim :O). Neyse, kokusu daha pişerken beni benden aldı. Yemesi ayrı keyifliydi. Favori tarifim olmaya aday diyebilirim. Bu pasta bağlamında şunu da söylemek istiyorum, mutfakta her türlü yapma - bekleme - pişirme süresine sabrım var günlerce sürse de sorun değil ama yaptıktan sonraki dinlendirme süreleri beni çok zorluyor. Hemen yiyip tadına bakmak istiyorum. İyi ama hemen yiyince o tat daha oturmamış oluyor ve aslında hakkını tam vermiyor. Bu keki de beklemeden yiyince "Çok hayal ettiğim gibi değilmiş." diye düşündüğümü, kıvamını bulduğunda ise ayrı bir güzel olduğunu söyleyebilirim.
Bunlar dışında ekmek yapmaya da devam ediyorum. Normal beyaz ekmek, tam buğday ekmeği ve ekşi mayalı ekmek çeşitlerini yapıyorum düzenli olarak. İçlerinde en çok sevdiğimin ekşi mayalı ekmek olduğuna karar verdim. Kocam beyaz ekmek, Atahan hepsini seviyor. Kocama yapmak veya hediye vermek için beyaz ekmek yapacağım. Kendim içinse düzenli olarak ekşi mayalı ekmek yapacağım bundan sonra. Biraz emek istiyor ama o emeğe fazlasıyla değiyor.
Görüşmek üzere.





.jpg)






